Bu yıl ikincisini düzenlediğimiz Yosun Cup’ta yine aynı duyguyla denize baktım.
O an anladım; bazı yarışlar takvimde yer almaz, insanın kalbinde yer eder. Yosun Cup tam olarak böyle bir yarış.
Yosun’un babası Serkan benim çok yakın bir dostum. Bu yarışın fikri ilk konuşulduğunda, ne kadar zor bir yola girdiğimizi ikimiz de biliyorduk. Çünkü bu, sadece bir organizasyon yapmak değildi. Bir çocuğun adını, bir ailenin acısını ve yüzlerce kız çocuğunun geleceğe dair cesaretini aynı çizgide buluşturmaktı.
Aylarca konuştuk. Uzun uzun sustuğumuz zamanlar oldu.
En çok da logosu üzerinde durduk. Çünkü bu yarışın kalbi oradaydı.
Ortaya çıkan logoda Yosun’un elleri var.
O eller, hastane odasında bile hayattan vazgeçmeyen bir çocuğun elleri.
Duvarlara kendi elleriyle çizdiği güneş ve ağaç, bugün bu yarışın simgesi oldu.
Bir çocuk, acının ortasında bile güneşi ve ağacı çizebiliyorsa, hayata dair umudu hâlâ vardır. Biz de o umudu denize taşımak istedik.
Yosun Cup’ı planlarken tek bir şey söyledik birbirimize:
Bu yarışta hiçbir çocuk üzülmeyecek.
Bu yüzden burada kaybeden yok.
Bu yüzden her çocuk, derecesi ne olursa olsun, en az bir hediye ile evine dönüyor.
Çünkü bazı çocuklar için bir madalya değil, hatırlandığını bilmek iyileştiricidir.
Bu yıl Bodrum’da 24 kulüpten 145 kız çocuğunun aynı anda denize açıldığını görmek…
İnanın, insanın boğazını düğümleyen bir manzaraydı.
Kimi ilk kez yarıştı, kimi yıllardır rüzgârı tanıyor. Ama hepsinin gözlerinde aynı ışık vardı:
“Ben buradayım.”
Yosun Cup’ı farklı kılan bir şey daha var ve bunu özellikle söylemek istiyorum.
Bu yarışın tüm geliri, hakemlerin hak edişleri dâhil olmak üzere, kanserli çocuklara bağışlandı.
Burada kimse karşılığını düşünmedi. Herkes bir çocuğun hayatına küçük de olsa bir umut bırakmanın derdindeydi.
Ve artık Yosun Cup’ın bir sözü var.
Bu yarış, her yıl 10–14 Aralık tarihleri arasında yapılacak.
Çünkü bazı isimler bir kez anılmaz.
Bazı ışıklar bir kez yanmaz.
Yosun’un adı bugün;
küçük yelkenlerde,
logodaki o masum ellerde,
denizden çıkan kız çocuklarının yüzündeki gülümsemede yaşamaya devam ediyor.
Bu bir yelken yarışı değil.
Bu, bir çocuğun geride bıraktığı umudu hep birlikte taşımaya devam etme kararı.
Ve ben, bu umudun bir parçası olmaktan tarifsiz bir onur duyuyorum.










