Spor, yalnızca bedenin değil, zihnin de yarıştığı bir alan… Yıllardır sahada, kulüpte, sınıfta ve danışmanlık odasında gözlemlediğim bir gerçek var: Kas kuvveti gelişiyor, teknik beceri öğreniliyor, ama zihinsel dayanıklılık kendiliğinden oluşmuyor. Zihinsel güç, tıpkı kaslar gibi, düzenli çalışmayı, doğru rehberliği ve güvenli bir duygusal alanı gerektiriyor.
Bir spor psikoloğu olarak sporcularımda gördüğüm değişim, bir anne olarak kendi oğlumda şahit olduğum dönüşümle birleşince spor psikolojisinin önemini çok daha derinden kavradım. Çocuklar ve gençler, başarıyı yalnızca sonuçla değil; stresle baş etme becerisiyle, hatadan sonra ayağa kalkabilme gücüyle, kendine inanma kapasitesiyle taşıyorlar. Ve bunların hiçbiri tesadüf değil… Bunlar, çalışılabilen, geliştirilebilen, öğrenilebilen beceriler…

Spor psikolojisi, sporcunun performansını artırmaktan çok daha fazlasını yapar:
- Bir çocuğun kendini tanımasına yardımcı olur.
- Kaygı, yarışma stresi, hata korkusu gibi duygularla sağlıklı bir ilişki kurmasını sağlar.
- Sporcunun içsel motivasyonunu güçlendirir, dış baskılar karşısında sağlam durmasına destek olur.
- Aile–antrenör–sporcu üçgeninde iletişimi düzenler ve herkes için daha sağlıklı bir spor ortamı yaratır.
Bir anne olarak gördüğüm gerçek ise çok daha duygusal bir yerden gelir: Çocuklar, antrenmana giderken çantalarına yalnızca eşyalarını değil; başarı yükünü, başkalarının beklentilerini ve kendi sessiz kaygılarını da koyuyorlar. Onları izlerken, bazen suyun üzerinde sakin ilerleyen bir teknenin altında uğultulu bir fırtına taşıdığını hissediyorum. İşte tam bu noktada spor psikolojisi devreye giriyor ve o fırtınayı tanımayı, yönetmeyi, içsel pusulayı bulmayı öğretiyor.
Yıllardır sporcularla çalışırken ve kendi çocuğumun yolculuğuna eşlik ederken gördüğüm en güçlü değişim şudur:
Bir sporcu zihnini yönetebildiğinde, yalnızca yarışta değil; hayatta da güçlenir.
Hedef koymayı, sabretmeyi, vazgeçmemeyi, kendi sınırlarını fark etmeyi, kaybettikten sonra yeniden başlamayı öğrenir. Bunlar bir kariyerin değil, bir hayatın temel tuğlalarıdır.
Bugün bir spor psikoloğu olarak bilimin bana sunduğu bilgiyle, bir anne olarak kalbimin bana öğrettiği sezgiyle söylüyorum:
Spor psikolojisi bir lüks değil, gelişimin ayrılmaz bir parçasıdır.
Çocuğun ya da gencin sporla kurduğu ilişkiyi güçlendirir, sağlıklı başarıyı mümkün kılar ve sporu bir yarış değil; bir yolculuk haline getirir.
Ve en önemlisi…
Spor psikolojisi çocuğa “Ben yeterliyim” diyebilmeyi öğretir.

1986 Ankara doğumlu Bingül Kemiksiz Uzel, Boğaziçi Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü’nden yüksek onur derecesiyle mezun olmuş, Prof. Dr. Turhan Oğuzkan Ödülü’nü almıştır. Maltepe Üniversitesi Gelişim Psikolojisi yüksek lisansını ve Anadolu Üniversitesi Web Tasarımı ve Kodlama programını onur dereceleriyle tamamlamıştır.
2022’de Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi’nde Davranış Nörobilimi doktora programını tamamlayarak “Bilim Doktoru” unvanını almıştır.
Ayrıca milli yelken hakemi, geçmişte aktif yelken sporcusu olup, spor alanındaki deneyimiyle üniversitede spor psikolojisi dersleri vermekte ve sporcularla psikolojik performans çalışmaları yürütmektedir.










